Güneşin henüz doğmadığı o sessiz saatlerde, iç dünyasının karmaşasından kaçan bir kadın, eski bir sahil kasabasına yerleşir. Burada kimse onu tanımaz; ne işlediği günahlar ne de kaybettiği yıllar. Kasabanın dökülen taş evleri, denize uzanan dar sokakları ve fısıldaşan martı sesleri, onun için yepyeni bir başlangıcın kapısını aralar.
Her sabah aynı kahveden, aynı pencerenin önünde oturur. Sahilde yavaş yavaş yürüyüşler yaparken, ayaklarının altında ezilen kum taneleri ona geçmişin acımasız hatırlatıcıları gibi görünür. Kasabanın birahanesinde tanıştığı yaşlı bir balıkçı, ona hayatın aslında o kadar da karmaşık olmadığını fısıldar. İkisi arasında gelişen bu sıcak dostluk, kadının iyileşme yolculuğunun en beklenmedik ama en değerli hediyesi olur.
Bu hikâye, kırık bir kalbin nasıl yeniden sevme cesareti bulduğunu anlatırken, insanın kendini keşfetme yolculuğunda karşılaştığı iç çatışmaları da derinlemesine irdeliyor. Sayfaları çevirdikçe hissedeceğiniz o sıcak, hafif ama bir o kadar da etkileyici atmosfer, sizi kendi iç yolculuğunuza çıkaracak bir davet niteliğinde.
Moderatör tarafında düzenlendi: