E-kitap
Günümüzde Karaman ve Hazar Türkleri
Yazar: Orhan Türkdoğan
Kitap Özeti:
Metni paragraf düzenine dikkat ederek şöyle ayırabilirsin:
“… Hazarlar, tarih sahnesinde bir güç kaynağı olarak üç yüz yılı aşan bir süre içinde önemli roller oynamıştır. Üç kıta parçası üzerinde bu gücünü duyurmuş; hatta Hıristiyanlık, İslamiyet gibi evrensel dinlerle tanışmıştır. Fakat bir kader çizgisi olarak üst yöneticiler veya deyim yerinde ise patrimonial yapı, Yahudilik dinini benimsemiş; bu da sürekli bir etkileşim alanı olarak Hazar kültürünün yabancılaşmasına yol açmıştır.
Benzeri görüşler Karaman Türkleri için de geçerlidir. Osmanlı’nın bir devlet kuruluşu olarak tarih sahnesine çıkışı, patrimonial yönetim veya Hanedan-ı Hümayun’un dünya görüşü ve akraba boylara yönelimi son derece sert olmuştur. Bu durum, Karaman boylarının Anadolu’dan uzaklaşmasına, Balkan kültürleri içinde önemli oranda kimlik yitirmelerine yol açmıştır…
Tarihsel olaylara süreklilik açısından yönelen metodolojik yaklaşımlar, yukarıda belirttiğimiz üzere, hem Karaman boylarının hem de Hazar Türklerinin akıbetini sorma hakkına sahip olmalıdır.
Her iki Türk boyu, farklı kültürel ve toplumsal etkileşimler sonucunda ne tür bir tablo çizmiştir? İzlerine rastlamak mümkün müdür? Varsa yaşam biçimleri, dünya görüşleri ve günümüz Türk toplumuna bakış açıları nelerdir?
Tüm bu sorunlara bilimsel açıdan yaklaşımlarda bulunmak, akrabalık değerler sistemi ötesinde bir hak ve sorumluluk duygusudur.
Hazarlar ve Karaman Türk boyları, farklı inanç ve kültürler içinde asimilasyon sürecine maruz kalmak suretiyle büyük ölçüde kimlik depresyonu yaşamış olsalar bile, onların izlerini sürmek, yukarıda belirttiğimiz üzere tarihselci metodoloji açısından vazgeçilmez bir haktır.
Şurası bir kez daha önemle vurgulanmalıdır ki günümüzde Karaman Türkleri kendilerini Hıristiyan kökenli değil, “Türk Ortodoksları” olarak algıladıkları gibi, Hazarların evlatları olan günümüz Karayları da aynı şekilde kendilerini Semitik kökenli değil, “Türk Yahudisi” olarak tanımlamaktadırlar.
Gözleneceği üzere, hem Karamanların hem de Hazarların torunları olan Karaylarda aidiyet duygusunu, yani community feeling kavramını simgeleyen “Türklük” olgusu ortak paydayı oluşturmaktadır.
Gerek Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 yılında dile getirdiği “Bugünden sonra divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmaya” tarzındaki kutsal mesajı ve Türkçenin resmî dil olarak kabulü hususundaki karizmatik davranışları; gerekse Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan ve 17 Türk devletini temsil eden ay ve yıldızdan birinin de Hazar Türkleri olduğunu göz önüne aldığımızda, Karaman ve Hazarlar gerçeğinin günümüzde bilimsel araştırmalarla yeniden aydınlığa kavuşturulması, tarihselci yaklaşımımızın bir gereğidir…”
“… Hazarlar, tarih sahnesinde bir güç kaynağı olarak üç yüz yılı aşan bir süre içinde önemli roller oynamıştır. Üç kıta parçası üzerinde bu gücünü duyurmuş; hatta Hıristiyanlık, İslamiyet gibi evrensel dinlerle tanışmıştır. Fakat bir kader çizgisi olarak üst yöneticiler veya deyim yerinde ise patrimonial yapı, Yahudilik dinini benimsemiş; bu da sürekli bir etkileşim alanı olarak Hazar kültürünün yabancılaşmasına yol açmıştır.
Benzeri görüşler Karaman Türkleri için de geçerlidir. Osmanlı’nın bir devlet kuruluşu olarak tarih sahnesine çıkışı, patrimonial yönetim veya Hanedan-ı Hümayun’un dünya görüşü ve akraba boylara yönelimi son derece sert olmuştur. Bu durum, Karaman boylarının Anadolu’dan uzaklaşmasına, Balkan kültürleri içinde önemli oranda kimlik yitirmelerine yol açmıştır…
Tarihsel olaylara süreklilik açısından yönelen metodolojik yaklaşımlar, yukarıda belirttiğimiz üzere, hem Karaman boylarının hem de Hazar Türklerinin akıbetini sorma hakkına sahip olmalıdır.
Her iki Türk boyu, farklı kültürel ve toplumsal etkileşimler sonucunda ne tür bir tablo çizmiştir? İzlerine rastlamak mümkün müdür? Varsa yaşam biçimleri, dünya görüşleri ve günümüz Türk toplumuna bakış açıları nelerdir?
Tüm bu sorunlara bilimsel açıdan yaklaşımlarda bulunmak, akrabalık değerler sistemi ötesinde bir hak ve sorumluluk duygusudur.
Hazarlar ve Karaman Türk boyları, farklı inanç ve kültürler içinde asimilasyon sürecine maruz kalmak suretiyle büyük ölçüde kimlik depresyonu yaşamış olsalar bile, onların izlerini sürmek, yukarıda belirttiğimiz üzere tarihselci metodoloji açısından vazgeçilmez bir haktır.
Şurası bir kez daha önemle vurgulanmalıdır ki günümüzde Karaman Türkleri kendilerini Hıristiyan kökenli değil, “Türk Ortodoksları” olarak algıladıkları gibi, Hazarların evlatları olan günümüz Karayları da aynı şekilde kendilerini Semitik kökenli değil, “Türk Yahudisi” olarak tanımlamaktadırlar.
Gözleneceği üzere, hem Karamanların hem de Hazarların torunları olan Karaylarda aidiyet duygusunu, yani community feeling kavramını simgeleyen “Türklük” olgusu ortak paydayı oluşturmaktadır.
Gerek Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 yılında dile getirdiği “Bugünden sonra divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmaya” tarzındaki kutsal mesajı ve Türkçenin resmî dil olarak kabulü hususundaki karizmatik davranışları; gerekse Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan ve 17 Türk devletini temsil eden ay ve yıldızdan birinin de Hazar Türkleri olduğunu göz önüne aldığımızda, Karaman ve Hazarlar gerçeğinin günümüzde bilimsel araştırmalarla yeniden aydınlığa kavuşturulması, tarihselci yaklaşımımızın bir gereğidir…”
Kitap Detayları:
-
Kitap adı
Günümüzde Karaman ve Hazar Türkleri -
Kitap yazarı
Orhan Türkdoğan -
ISBN
9789752552715 -
Yayıncı
IQ Kültür Sanat Yayıncılık -
Yayın tarihi
2009 -
Sayfa sayısı
221 Sayfa -
Okuma süresi
111 Dakika -
Dil
Türkçe